Popüler Yayınlar
-
Okulda İlk Gün Bahar çiçeğim 29 aylık ve aileden bakacak kimsemiz olmadığı için geçen yıl olduğu gibi ya oyun ablasını evimizde misafir ede...
-
30 Yaşın Bana Getirdikleri İnsanları çok takan, kendimi düşüncelerimi karşımdakine anlatmaya çalışan, beni anlamadıklarında üzülen bi...
-
Arada sadece kilo farkı yok mutluluk farki var özgüven farkı var. Anne adayiyken alınan kilolar nasıl olsa anne olunca zayıflarim umuduyla b...
-
Yol Al Meryem Özgürlüğün sınırlarını keşfe çıkmak ister her insan. Sınırlarını zorlarken ne yaptığının farkındadır...
-
Mayaların bireysel rehberlik için kullandıkları Tzolkin adı verilen takvimlerinde 20 burç vardır. Birbirini takip eden 20 burç her gün değiş...
-
Tamam yaptınız bir hata eli silahlı insanlar Avrupa'nin en büyük adliyesine kadar girdi. 8 saat ya koskoca 8 saat boyunca elinizde hi...
-
Gülay Hocam,Gökçe 19 Agu 2008 YOLalMeryem Henüz 5. sınıf öğrencisiyim. Yeni atanan resim hocamızın ilk görev yeri ve ilk derse girdiğ...
-
Benim icin Zeytinim sen cagirmadan gelen varlığıyla seni mutlu edendir. Benim için Zeytinim 'canım pasta ayarlar misin' diye ...
-
Takıntılı kişiliğin psikolojideki karşılığı; obsesif kompülsif kişilik bozukluğu diye geçer bu benim değil psikologların işidir. İlmine güve...
-
Ben senin annenim tabi ki her şeyin en güzelini en iyisini isterim. Seni kısıtlayan tercihlerini etkileyen bir anne olmak istemediğim için...
31 Mayıs 2012 Perşembe
Hastane Anektodları - 2
Sıkıcı mı sıkıcı bir gün
uyuyup yemek yemekten başka meşgalemiz yok biz refakatçıların. Akşam olunca hastalarımızı uyutur kendimize göre uğraşlar buluruz. Kimimiz toplanıp kantinde tv izler, kimimiz sigara uğruna 5 kat aşağıya inip buz gibi esen yele karşı bir cigara tüttürür.
Bense hastanenin en güzel manzarasına sahip balkonu seçtim kendime. ohhh dememe kalmadan soğuktan donan sigara grubu geldi yanıma. 4e 1 mağlup oldum. Mecbur onların değişik pek de ilgimi çekmeyen muhabbetleri sardı 4 yanımı. Derken mağlup olduğumun göstergesi sanılan o hamlemi yaptım veee odama gittim hastamı kontrol etmeye. Arkamdan fısır fısır konuşmalar başladı bile.
Veeeee içeriden hava alsın diye hastamı getirdim yanlarına. Hastam hepsinin hastalığına ayrı ayrı kulp taktı:D :D :D Her biri tek tek alanımı boşalttı ve görevini gururla ifşa eden hastamı da uykuyla ödüllendirdikten sonra manzaramın büyeleyici güzelliğinin ve sessizliğinin keyfini çıkarma zamanı:) yazı yazma zamanı :) yol al alalım :Pp
24-Aralık-2010
Hastane Anektodları - 1
Çok Yaşlı görünüyorum biliyorum ama sizin düşündüğünüz gibi bilincimi kaybetmedim henüz. Henüz sizi duyabiliyor, kapalı gözlerimin ardından sizleri görebiliyorum. Daha fazla acı çekmemem için bir sürü ilaç veriyorsunuz. Üstelik vücudum o kadar çok yaralı ki en sağlam damar olarak ayağımın altındakini seçtiniz. Oysa bir bilseniz asıl o ilaçlar hasta yapıyor beni...
Son günlerimin yaklaştığının farkındayım biraz daha bakabileyim sizlere. Yıllardır sizler çalışırken baktığım torunlarımın oyunlarını izlesem olmaz mı yeniden, artık evinizde bana küçük bir yatağınız yok mu, hani iki kardeş paylaşamazdınız ya beni, şimdi istemez mi oldunuz yoksa.
Hey komşular bakmayın kızımın karşımda kazak örerkenki gamsızlığına, kahkahalarına. Elbet kızım da oğlum gibi sever beni, önemser, üzerime titrer. Yavrum ne yapsın çok üzülüyor, annesinin yıllardır sesini duymuyor, şoka girdi annesinin kuzusu biricik annesini yoğun bakımda görünce.. Gelinim de oğlum da sever beni, yurtdışına gezmek için değil iş için gitti ciğerimin paresi. Yoksa durmaz ziyaretime gelirdi o da elbet.
Ahh komşular kapattınız perdenizi bana karşı... İnanın oda arkadaşımın yüzüme kapattığı perde içimi acıtmıyor ama ya sizinki. Sizinki ne bilim canımı acıttı işte, hani yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi, hani beni görmeden, yaptığım çörekleri yemeden yapamazdınız. Şimdi size sorarım, siz de mi beni terkettiniz.... Siz de bir gün düşmez misiniz bu yaman hastalıklara... Ne diye anlamazsınız asıl baki olan bir O'dur...
Son günlerimin yaklaştığının farkındayım biraz daha bakabileyim sizlere. Yıllardır sizler çalışırken baktığım torunlarımın oyunlarını izlesem olmaz mı yeniden, artık evinizde bana küçük bir yatağınız yok mu, hani iki kardeş paylaşamazdınız ya beni, şimdi istemez mi oldunuz yoksa.
Hey komşular bakmayın kızımın karşımda kazak örerkenki gamsızlığına, kahkahalarına. Elbet kızım da oğlum gibi sever beni, önemser, üzerime titrer. Yavrum ne yapsın çok üzülüyor, annesinin yıllardır sesini duymuyor, şoka girdi annesinin kuzusu biricik annesini yoğun bakımda görünce.. Gelinim de oğlum da sever beni, yurtdışına gezmek için değil iş için gitti ciğerimin paresi. Yoksa durmaz ziyaretime gelirdi o da elbet.
Ahh komşular kapattınız perdenizi bana karşı... İnanın oda arkadaşımın yüzüme kapattığı perde içimi acıtmıyor ama ya sizinki. Sizinki ne bilim canımı acıttı işte, hani yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi, hani beni görmeden, yaptığım çörekleri yemeden yapamazdınız. Şimdi size sorarım, siz de mi beni terkettiniz.... Siz de bir gün düşmez misiniz bu yaman hastalıklara... Ne diye anlamazsınız asıl baki olan bir O'dur...
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Bir Damla Gözyaşı
![]() |
| YolAlMeryemce |
Bazen insan ağlamak ister ya ağlayamaz sadece bir damla gözyaşı süzülür gözlerden ta çenene kadar iner iner de durmaz öylece yolunu bulur ama arkası gelmez, o ardı ardına gelen gözyaşları artık kurumuştur, o gözler görmek istemediğini görmüştür ve gayri ağlamak kafi gelmez, istesen de ağlayamazsın ya işte böyle birşey şu an hissettiklerim.
Rabbim bu can daha ne kadarına dayanacak, nedir bu tesadüflerin sebebi, nedir bu içime çöken gafletin sebebi, Ey Rabbim sorarım benim elimden tüm sevdiklerimi almak mıdır emelin, yoksa yozlaştırmak mıdır beni benden başka her cana?
Nicedir yorulmadı mı bu can, daha birinin acısına dayanmadan bir diğeri ve bir diğeri daha...
Bu can daha ne kadar görmemesi gerekenleri görüp duymaması gerekenleri duyacak.
Sustum tamam kabulüm dedim insanlar hata yapar yapar da öğrenir öğrenir de olgunlaşır dedim. Onlara sığındım bana tek fayda onlar dedim, beni benden daha çok düşünen bi onlar var dedim. Şükür ettim elimde kalmış üç beş parça umutla onlara sığındım, onlara sarıldım. Bir de gördüm ki her canın bir cananı var onunki ben değilmişim dedim, bir diğerini sarıldım o canın da cananı ben değilmişim. Peki öyleyse ne demeye yüzüme gülüyorlar Ey Rabbim bir insan ailesine de güvenemeyecekse kime güvenecek, ne diye tutarsın bu canda bu nefesi, daha ne kadar bekletirsin bu canı, gönder artık şu azraili....
5 Mayıs 2012 Cumartesi
BEN ÖLMEDEN KIYAMET KOPMASIN :)
![]() |
| Ölüm Var YOLalMeryemce |
BEN ÖLMEDEN KIYAMET KOPMASIN :)
Ölüm
Çocukluğumuzdan beri kulaklarımıza nenni gibi söylenen beynimize
iyice yer etmiş bir olgudur ölüm.
Ölüm Korkusu ve Fobilerimiz
Bu
dünyadan yok olacağımızı bilmek yok olmak kendimizi kötü
hissettirir. Ölümden korktuğumuz için bu korkumuzu hatırlamamak
üzere hiç ölmeyecekmiş gibi yaşa “CARPE
DIEM” *gibi binbir türlü palavralarla görmezden geliriz. Ve şöyle ki bunu öyle bir iç çalkantıyla bilinç atımıza iteriz ki
ölüm korkusu yer yön değiştirip yükseklik
korkusuna, karanlıkta uzun süre kalamama, uçağa ve gemiye
binememe, kilitli kalamama gibi bir çok fobilere dönüştürürüz. Benim gibi depremle büyümüş, uzun süre depremle yaşamış depremzede aileleri olarak da ölüm korkusunu evlerde yalnız
kalamamaya, asansöre binememeye, gece banyoya girememeye çeviriyoruz. Hatta bu
bazı insanlarda hastalık boyutunda panik atak ve saplantılı kişilikleri ortaya çıkarttığını bile
söyleyebiliz.
![]() |
| Maya Takvimi |
Kıyamet
Şimdi ölüm korkusunu
iyice işleyip bertaraf ettikten sonra kıyamet korkusuna gelelim. Kendi
ailem ve çevremden yola çıkarak söyleyebilim ki kıyamet kelimesinin anlamını ne
zaman öğrendim hatırlamıyorum bile. Hatırımda kalan din dersinde
hocamızın “imanın şartları”nı sayarken bahsi geçtiği ve hepimizin
küçücük ayaklarının yerden kesildiğidirJ Bir
de 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminden yaklaşık 15 gün önce mahalle sakinleri tarafından uydurulduğunu düşündüğüm bir söylenti
vardı. “Yakın zamanda çok büyük bir felaket olacak ve kıyamet kopacak,
inanmayanlar evlerindeki Kur’an-ı Kerim’i açsınlar ve sayfalarını çevirsinler.
Göreceksiniz ki içinde peygamberimizin Sakal-ı Şerif’inden
bir parça olacak.”
Biz de
ailecek bakmıştık (babam hariç) ve hepimiz çok korkmuştuk. Annem ağlamıştı bile korkusundan.
Sonrasında bu olay unutulmadan çağrışım yaptığımız ya da haberini önceden aldığımız deprem oldu. Evler, okullar, iş yerleri, caddeler ve camiler her yer yerle bir oldu, tam bir
felaket oldu. Ölüm korkusu herkesi sardı, düşmanlar barıştı, kadınlar kapandı, erkekler içmeyi bırakıp namaza başladı. Ve sonra tabi ki her şey
unutuldu bir sürü fobilerle yollarımıza devam ettik.
Geçenlerde Ntvmsnbc’nin “Türkiye'nin yüzde 22'si kıyameti görecek!”
adlı bir haber arkadaşım tarafından önerildi ve benim de dikkatimi çekti.
Haberde maya
takviminin sonu olarak 12.12.12 ‘de dünyanın sonunun geleceğine dair inanıştan yola çıkılarak İpsos'un Reuters ajansı tarafından
20 ye yakın ülkede etnografik bir araştırma yapılmış. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye ve ABD’de insanların
yüzde 22’sinin kendileri ölmeden kıyametin kopacağına inandığı ortaya çıkmış. Bu sayının
ülkemizde inanılan dini inanç gereği ölüm ve ölümden sonra da ahret inancı olduğunu ve
arastırmayı sevmeyen toplumumuzun cografi bilgimizin sadece okullarda
gösterilen bilgilerle sınırlı kaldıgını düşünmek istesem de ABD gibi gelişmiş bir ülkenin
halkının da aynı şekilde
düşünmüş olmasını çok
manidar buldum. Bana araştırmanın
diğer
kısmı çok daha ilginç geldi. Kıyameti göreceğine inanmayan ülkelerin başında Fransa
sonrasında Belçika ve İngiltere
geliyor. Bu ülkelerin sosyal yaşam şekline ve eğitim sistemine
baktığımızda
gelişmiş ülkeler
olduklarını ve halkının büyük çoğunluğunun
yaş
ortalamasının 50’nin üzerinde olduğunu düşünürsek insanların bilinçli olduklarını ya da kötü
bir ihtimalle ölüm korkularını dışarıya vurmamak için kıyameti de göremeyeceklerini düşündüklerini
söyleyebiliz.
Üşenmedik sizin için araştırdıkJ
![]() |
| YOLalMeryem |
Kıyamet Ne zaman
Kopacak
Kuyruklu yıldız çarpması, gama ışını patlaması,
çok yakından geçen bir yıldız veya karadelik nedeniyle gezegen yörüngelerinin
değişmesi, çok şiddetli iklim değişikliği, antibiyotik
direnci yüksek bakteriler veya antikor üretene kadar öldüren virüslerin neden
olduğu
küresel salgın, uzaylı istilası, Homo Sapiens'leri ayak altından kaldırmak
isteyecek Homo Superior türü**nün ortaya çıkması gibi senaryolar gerçekleştikten sonra
'kıyamet' olayına daha 1,5 - 2 milyar yıl var. Güneş hidrojenini
tüketmeye başlayıp
genişleyecek,
yavaş
yavaş
daha uzak bir yörüngeye de taşınmış olsa Dünya'yı
önce kızartacak, sonra yutacak.
Bunu sadece bizler değil hiçbir ırk yakın zamanda
göremeyecek haberiniz olsun, içiniz rahat olsun. He eğer insan ömrünü
1,5 milyar yıl uzatabilecek bir babayiğit varsa buyursun gelsin J
* Anı yaşa
**
Wikipedia amcamızın (neden amca diyorsak onu da hiç bilmem ) dediğine göre Homo saphiens ırkının zaten
şu an
dünyamızda 0.2 milyon yıldır yaşadığı fiziki özelliklerinin ise yetişkin boylarının 1.4 ve 1.9 m , kilolarının 50 ile 100 kg ağırlığında, beyin hacimlerinin 1000-1085 cm3 , cins isminin keşfedilip kayıtlara geçirildiği tarihin 1758 yılında olduğunu söylüyor.
Homo sapiens lerin ilk bakışta gözle görülemeyen iç özelliklerinden biri olan DNA’larının
diğer canlı türlerinden
daha çok birbirlerine benzediğini dış
özelliklerinin(deri rengi, burun
yapısı veya şekli) yanında deniz
seviyesinden daha yüksek olan rakımlarda daha verimli nefes alabilme yeteneği gibi özelliklerinin mevcut olduğunu belirtiyor.
Küçük bir not daha eğer Homo Sapienleri ortadan kaldırmak isteyecek Homo superior
türü hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız Mark Miller tarafında yazılan
Ultimate X-Men 1 / Yarının İnsanları
adlı kitabı okuyabilirsiniz.
Sevgiyle kalın meryemce yol alın :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



