![]() |
| Gülay Hocam,Gökçe 19 Agu 2008 YOLalMeryem |
Henüz 5. sınıf öğrencisiyim. Yeni atanan resim hocamızın ilk görev yeri ve ilk derse girdiği sınıf olan 5-B şubesinde hocamızla muhtemelen ilk göz teması kurduğu şanslı öğrencilerden biriyim. Hocamız resim dersini bize sevdirmek için elinden geleni yapıyor. Hatta bir keresinde bizim sınıfı Abasıyanık Kültür Merkezi'nde bir resim sergisine bile götürdü, buna rağmen 5 yıldır hiç resim dersi yapmayan biz çocukların resim yapma konusunda acayip yeteneklerimizi keşfetmekten sıkılıp iş eğitimi dersinin zevkli, renkli ahengini seçmeyi tercih etmişti. Kıl testeresiyle kıldan ince yaptığımız truva atları, peçetelikler... Ve dahası. Hocamızın beni ve ailemi yakından tanımak için evimize misafir olması*, ilk cep telefonu görmüş olmamın heyecanı, o günden sonra popülerliğime popülerlik katıp POPÜLERSTAR edasıyla tüm sınıfta hocamızın bizim eve gelmesinden dolayı yaptığım saçma sapan böbürlenmeler...
6. sınıf öğrencisiyim. Ben artık büyüküm. Annem gibi gördüğüm en büyük ablamın evlenmesinin arkasından yaşadığım hüzün bulutuyla sınıfa geliyorum. Otururken bile ceketimin düğmeleri kapalı bu arada :)
Her zamankinin aksine en arka sıraya oturuyorum, çünkü benim ablam evlendi, dertliyim, acılıyım. :)
Gülay hocam : Meryem şiir okumayı sever mi?Ben : Ben mi öğretmenim?
Gülay Hocam : Evet sen
Ben : Tabi ki severim :)
Gülay hocam : Hadi öyleyse gel tahtaya şu şiiri oku bakalım.
Ben koşarak** hocamın buna uzattığı kağıttaki şiiri okuyorum. Bütün sınıf benim gözlerime bakıyor, hepsi şiiri çok beğenmiş olmalı. Bunun sevinci beni kendime getiriyor. Kağıdı hocama vermek için uzatıyorum ve "sende kalsın, dersten sonra getirirsin" diyor. Gülerek yerime oturuyorum.
Dersten sonra
Hocamız benim o günkü yüzümün asıklığının sebebini soruyor ben de bir çırpıda sorunlarımı*** anlatıyorum :))
Derkeeen o gün bir karar alıyoruz. Ben duygu ve düşüncelerimi bazen konusunu hocamızın belirlediği bazen de kendim belirlediğim yazılar yazıyorum. Hocama veriyorum okuyor ve kritik yapıyoruz, ileride bana kitap yazarken geri vereceğini o güne kadar saklayacağını söylüyor. Umutlanıyorum. İleride kitap mı yazacağım diyorum. Evet eğer istersen tabi ki yazabilirsin diyor.Gülüyoruz :)
O günden sonra resim derslerini şiir okuyarak geçiriyorum. Arkadaşlarım resim yapıyor, ben de tahtaya kalkıp hocamız seçtiği şiirleri arka fon olarak okuyorum..
14 yıl sonra
2012 yılındayız, hocamla telefonda konuşuyoruz. Görev süresinin biteceği şehir olan Karabük'e mutlaka gelmemi, oraları bana gezdirmek istediğini söylüyor. Bir de onda emanetim olduğunu artık teslim etme zamanının geldiğini söylüyor. Şaşırıyorum.. Ortaokulda yazmış olduğum yazıları (depremdeki evinden aldığı birkaç parça eşyalardan biri olarak) hala sakladığını söylüyor. Çok çok heyecanlıyım. Neler yazdığımı çok merak ediyorum.
* Otururken bile ceketimin düğmeleri kapalı olduğu için tahtada ekstra bi iş yapmama gerek yok :)
** Pedagoji eğitimi aldıktan sonra bunun eğitimin bir parçası olan 'ev ziyaretleri'nden sadece biri olduğunu öğrendiğimde yaşadığım üzüntüyü anlatamam.
*** Dünya yıkıldı altında kaldım sanki hee
Bana içimden geçenleri, düşündüklerimi kağıda dökebilme cesaretini öğreten, her zaman yanımda kalem kadar yakınımda olduğunu hissettiren, öğretmenlik mesleğimi onun örnek davranışlarını bana kattıklarını düşündükçe sevmemi sağlayan Gülay Yüksel Sandal hocama baki sevgi, özlem ve selamlar
Bana içimden geçenleri, düşündüklerimi kağıda dökebilme cesaretini öğreten, her zaman yanımda kalem kadar yakınımda olduğunu hissettiren, öğretmenlik mesleğimi onun örnek davranışlarını bana kattıklarını düşündükçe sevmemi sağlayan Gülay Yüksel Sandal hocama baki sevgi, özlem ve selamlar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder